Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

 

Doğu felsefeleri denildiğinde çoğunluğun aklına yere bağdaş kurup oturmuş, ellerini dizine koymuş, gözleri kapalı meditasyon yapan bir insan figürü gelir. Bu görüntü önce zihnini disipline etmeye, daha sonra da onun sınırlarını aşmaya çalışan bir Yogi’ye aittir. Onun bu durağan görüntüsünün arkasındaki çabayı anlamak için zihinsel bir disiplin metodu olan yogadan bahsedelim.

 

      

 

 

Zihin insan hayatının ışığı, yolunun aydınlatıcısıdır. Hayatı aydınlatmadan önce zihnin kendinin aydınlanması gerekir. Zihinsel ışığa sahip insan kaybolma ve sapma korkusu taşımadan hayat yolunda güvenli adımlar atabilir. Diğer taraftan doğu öğretilerinde eğitimsiz ve kontrolsüz kalması halinde zihnin zararlı fikirlerle dolacağı söylenir, bundan korunmak için de zihinsel eğitim gereklidir. Zihin ile sıkı ilişki içinde olan mistik yönümüzün çalışması için kontrolsüz bir zihnin sinyal bozucu etkilerinden arınmış bir sezgiye ihtiyaç vardır. Tüm bunlar bize zihinsel eğitime herkesin ihtiyacı olduğunu gösterir.

Doğu öğretilerinde bulunan diğer bir ortak yön de çok boyutlu olmalarıdır, başka bir deyişle içlerinde fiziksel, ahlaki, zihinsel ve mistik boyutları birden taşımalarıdır.  Bunun temel sebebi insanın bir bütün olduğunun kabulü ve bu bütünün ancak birlikte ilerleyebileceği düşüncesidir. 

Gelin şimdi Yoga öğretisi üzerinden zihinsel disiplin konusunu inceleyelim.

Başlamadan önce Yoga öğretisinin en az 3000 yıllık bir geçmişi olduğu ve süreç içinde farklı kişiler tarafından yorumlandığını hatırlatmak gerekir. Yoganın önemli yorumculardan biri olan Patancali 1 Yoga Sutraları isimli eserinde düşüncelerini derlemiştir. Yoga’da kararlı ve sürekli yoğunlaşmaya Ekagrata, “tek bir noktaya” anlamına gelir; bu hayat içinde dikkatimiz dağılmadan bir hedefe doğru gitmektir. Yoganın temel amacı da insana ait tüm unsurların tek bir noktaya odaklanmasıdır. Bunun için sekiz basamaklı (yama, niyama, asana, pranayama, pratyahara, dharana, dhyana, samadhi) bir yol sunulur. Bu yol yukarıda da belirtildiği gibi fiziksel, ahlaki, zihinsel ve mistik boyutların tümüne hitap eder ve insanın sahip olduğu tüm yönleri kuşatmış olur. 

 

Yama, zihinsel güçlerin elde edilmesi öncesinde gereken ahlaki saflık için bazı davranışlardan kaçınılmasıdır, böylece kişi kendisine ve diğerlerine zarar vermez. Yama içinde beş kaçınmayı barındırır: ahimsa (öldürmemek), satya (yalan söylememek), asteya (çalmamak), brahmaçarya (cinsel perhiz), aparigraha (tamah etmemek)


Niyama, disiplin kurallarıdır: temizlik (arınma), sükûnet, riyazet, yoga metafiziğinin öğrenilmesi ve Tanrı’yı her eylemin gerekçesi haline getirmek. Temizlik hem içsel hem de dışsal olanı kapsar, bedenin, organların (besin tortuları ve toksinler) arınması dışsal olandır, aklın doğruluk ve erdemler yoluyla arınması ise içsel olandır. Sükûnet /dinginlik, varoluşun gereksinimlerini çoğaltma isteğinin yokluğudur. Riyazet, zıt çiftlerin (açlık - tokluk, uyku - uyanıklık vb) yokluğuna dayanma gücüdür. Riyazet kirlilikleri uzaklaştırıp duyular üzerinde yeni tür bir hâkimiyeti başlatır. 


Asana, duruş demektir, zihinsel derinleşme sırasında bedenin devre dışı kalması için ona uygun pozisyonun verilmesidir. Patancali bu duruşları net olarak betimlememiştir, ona göre duruş, onu gerçekleştirmek için artık çaba harcanmadığında kusursuz olur; öyle ki bedende hiçbir devinim kalmaz. Özellikle baş, boyun ve gövdenin aynı dikey çizgi üzerinde olması gerektiği vurgulanır. Asana özünde sonraki zihinsel aşamalar sırasında vücudun sabit ve doğru durmaya alıştırılmasıdır. Hatha Yoga’da2 duruş çeşitleri detaylandırılmıştır.  


Pranayama, insanların genellikle yaptıkları gibi bozuk bir ritimle nefes alıp vermenin "reddi"dir. Patancali bu konu üzerinde fazla durmaz Yoga Sutraları bu konu kısa bir şekilde ele alınmıştır. Bhoca’ya3 göre ise soluma tüm organların işlevlerinden önce geldiği için soluma ile bilinç arasında karşılıklı işlevleri açısından bir ilinti daima mevcuttur.  Pranayama’nın temel amacı nefesin bizi rahatsız etmeyecek şekilde düzenlenmesidir.  


Pratyahara, duyumsal etkinliğin dış nesnelerin egemenliğinden özgürleşmesi, duyuların içe çekilmesi veya dalgınlık hali olarak tanımlanabilir. Başka bir ifade ile duyumsal etkinliği dış nesnelerden kurtarma yeteneğidir. Yoga Sutralarında (II, 54)  Patancali pratyaharadan zihnin cisimlerle doğrudan bir temas sağlayacakmışçasına duyumsamaların kontrol altına alınması yeteneği olarak bahseder, bu şekilde artık duyular dış nesnelere yönelmese ve etkinlikleri dursa da bilinç duyumsal temsillere sahip olma özelliğini yitirmez. Artık, bilinç bir nesneyi tanımak istediğinde duyumsal etkinlikten yararlanmaz, fakat bu nesneyi sahip olduğu güçlerle tanıyabilir. Bu şekilde bilme diğer yollarla elde edilmiş bilgiden daha etkilidir, çünkü yoga yorumcusu Vyasa4  “Yogi o zaman her şeyi olduğu haliyle bilir” der. 

Pratyahara psiko-fizyolojik riyazetin son aşamasıdır. Artık duyular, duyumsal etkinlik, bellek yoginin zihnini karıştırmaz hale gelmiştir.  Her türlü etkinlik askıya alınmıştır. Yogi, görüngülerden kopsa da onları temaşaya devam eder ve o zamana dek yaptığı gibi onları formlar ve zihinsel haller aracılığıyla bileceğine, tüm nesnelerin doğrudan özünü seyreder.

Bundan sonra kalan üç basamak olan Dharana, Dhyana ve Samadhi ’nin hepsine birden Samyama denilir. Bu üç durum birbirlerine öylesine benzerler ki, içlerinden birine örneğin Dharanaya giren yogi orada güçlükle kalabilir ve hatta kimi zaman tüm çabasına rağmen kendiliğinden Dhyana veya Samadhi’ye doğru kayar. Hiçbir yeni fizyolojik teknik gerektirmediklerini vurgulayabilmek için, bu egzersizler latif (antaranga) diye de nitelenir.


Dharana, yoğunlaşma, konsantrasyon anlamına gelir. Kelime kökü “sıkı tutmak” manasında olan “dhr”dir. Düşüncenin tek bir noktaya toplanmasıdır, başka bir ifade ile düşüncenin tek noktada toplanmasının idrak edilmesidir. Vyasa’ya göre dikkatin göbek deliğine, “kalp lotusu”na, “kafanın içindeki ışığa”, burun ya da dil ucuna veya herhangi bir yere yöneltilmesiyle bu yoğunlaşma elde edilebilir.  


Dhyana, yoga meditasyonu olarak çevrilebilir. Dhyana aynı zamanda Budizm’de mükemmelliğin altı paramitasından5 birisidir. Patancali dhyanayı "birleşmiş düşüncenin bir akışı" olarak tanımlar ve Vyasa bu tanıma şu açıklamayı ekler: "Diğer nesneleri özümsemek için harcanan her türlü çabadan bağımsız olarak sadece meditasyon nesnesini özümsemeye yönelik zihinsel süreklilik”. Dhyana yolu ile örneğin yanan bir ateşin özüne nüfuz edilir, bunu bir şiirsel imgelem olarak ya da basit bir sezginin türü olarak ele almamak gerekir, yoga "meditasyon"unu bahsedilen durumlardan ayıran şey, onun iç tutarlılığı, ona eşlik eden ve onu yönlendirmeye asla ara vermeyen zihin açıklığı halidir. Gerçekten de zihinsel süreklilik asla yoginin istenci dışına çıkamaz. Denetim altına alınmamış çağrışımlar, benzeştirmeler, simgeler vb. bir an bile bu sürekliliğe karışamaz. Meditasyon bir an bile, şeylerin özüne nüfuz etmenin, yani son tahlilde gerçeği "özümseme"nin, ona sahip olmanın bir aracı olmaktan çıkmaz. Vivekananda dhyana için şu tanımı yapar, “Akıl belli bir içsel veya dışsal nesne üzerinde sabit kalmak üzere eğitildiğinde o nesneye doğru adeta kesintisiz bir akıntıyla akma gücü gelir, bu hale dhyana adı verilir. 


Samadhi, tam bir trans ve vecd halidir ve kendine sahip olmak, bir araya koyma; uyuma sokma anlamına gelir. Yoganın en yüksek aşamasıdır. Samadhi münzevinin kendi bilinci de dahil olmak üzere her türlü bireysellik bilincini yitirdiği durumdur, bu durumdaki kişi için: “O her şey olur” denilir.  Vivekananda’ya göre samadhi bir tür “bilinç üstü” durumdur, bu “bilinç üstü” durumda benlik hissi kaybolur ve kişi samadhi halindeyken akıl muhakeme çemberini aşar ve ruhun ölümsüzlüğü, evrende yol gösteren bir zekanın olup olmadığı gibi soruların cevaplarını bu durumdayken keşfeder.

Yogayı son noktası olan samadhiye ulaşmaya çalışan bir koşu olarak görmemek gerekir. Yoganın her aşaması insani gelişim için önem arz eder. Örneğin, niyama herkesin hayatını düzene sokmak için faydalanabileceği önerilerdir; pratyahara ve dharana uçuşan zihnini odaklamak isteyen herkesin ihtiyacıdır; dhyana kendimiz, etrafımızda gördüğümüz şeylerin ve olayların iç doğalarına nüfuz etmek ve bunları daha iyi anlamak için kaçınılmazdır. 

Özetle en başta da söylediğimiz gibi zihin hayatımızın ışığıdır, her şeyden önce onun aydınlanması gerekir.  



1 Patancali: Kendi ismiyle anılan Yoga Sutralarının yazarıdır. Hindistan’da yaşamış olduğu dışında kişiliği hakkında daha fazla bilgi bulunmayan bu filozofun farklı kaynaklarda MÖ 7.yy, 2.yy veya MS 5.yy’da yaşadığına ait görüşler mevcuttur.

2 Hatha Yoga:Genel olarak fiziksel sağlığı ve iyi hali amaçlayan bir yoga okulu.

3 Bhoca: MS 11.yy’da Orta Hindistan’a hakim olan Paramara Hanedanlığı’nın dönemdeki kralıdır. Siyasi yaşamının yanı sıra din, şiir, tıp, astroloji, astronomi üzerine eserleri olan çok yönlü bir düşünce insanıdır. En önemli eserlerinden birisi de Patancali’nin Yoga Sutraları’na yazmış olduğu yorumlardır.

Vyasa: Ptatancali’nin Yoga Sutraları üzerine yazılmış Bhashya adındaki eserin yazarı. Hinduizm’de pek çok önemli kitabın yazarı ya da derleyicisi olarak Vyasa ismi geçse de genel kanı söz konusu eserlerin farklı “Vyasa”lar tarafında yazıldığı yönündedir. 

5  Paramita: Budizm’de geçen altı aşkın erdemdir, bu erdemler budist rahipler için on tanedir.

 

Kaynakça:

Helena Petrovna Blavatsky, Teozofi Sözlüğü, Prometheus Yayınları

Mircea Eliade, Yoga Kitabı, Kabalcı Yayınları

Swami Vivekananda, Aklın Sırrı, Purnam Yayınları

Ernest Wood, Zihinsel Konsantrasyon, Yüksektepe Yayınları

Helena Petrovna Blavatsky, Sessizliğin Sesi, Yüksektepe Yayınları

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILARIMIZ
👉Özgürlüğe Uçuş
👉
Hakikat Yolunda Bir Yolcu: Gandhi
👉Hayatın Sanatı ve Kintsugi
👉Ernest Wood ; Hafıza Sanatı - Zihin ve Hafıza Eğitimi