RENE DESCARTES 

MODERN FELSEFENİN VE MATEMATİĞİN BABASI 1596-1650

• 31 mart 1596’da La Haye en Touraine(Bugün La Haye en Descartes)’de doğdu. Babası Bretanya parlementosu üyesiydi. Annesi bir yıl sonra bir çocuk dünyaya getirirken ölmüştü. Descartes’e bir süt annesi ve dadı baktı.
• 1606-1614 arası Cezvit kolejinde okudu Le Fleche’te. P.Charlet tarafından ‘gençlik terbiyesi’ idare edildi. Burada Latince ve Yunanca eğitimle eski eserleri inceliyor
• 9 Kasım 1616’da Poitiers Üniversitesi hukuktan mezun oldu. Babası hukuk okumasını istemiş. 1617’de ailenin ortanca çocuğu olmasından ve dediğine göre askerliğe hevesli olmasından ötürü Hollanda’ya gidiyor, Nassau prensinin ordusuna gönüllü yazılıyor. Hollanda, müreffeh bilinen bir ülke.
• 11 Kasım 1619 gecesi Neuburg Almanya’da tüm hayatını etkileyen 3 düşünü görüyor fırının içinde.
• 11 Kasım 1620’de mucize icadın temellerini anlamaya başlıyor(teleskop)

• 1626-27’de usta sanatkar Ferrier ile gözlük camlarını yontma denemeleri yapıyor. İnatçı mühendis Villebresieu ile optik araştırmaları yapıyor.
• 1627’ de Berulle kardinali ve papa temsilcisi Bagni’nin bulunduğu bir konferansa katılıyor. Yaşadıkları, hayatını değiştiriyor.
• 1632 Haziran’da Deventer şehrinde Protestan papazı Revius, prorestanlığa geçmesini söylüyor. ‘’Dadımın ve kralımın dinine bağlı kalmak isterim’’, diyor. O sıralarda hizmetçisi Helen’e gönlünü kaptırıyor. Sonraları ondan bir kız çocuğu olacak.
• 1633’te Dünya kitabını kaleme alıyor. Işıkla ilgili vs. bilgiler içeren bir kitaptır. Evrenin sonsuzluğunu ve Dünya’nın dönmesini savunuyordu. Galileo’nun 22 Haziran 1633 Roma’daki mahkumiyetini öğrenip kitabı yayınlamaktan vazgeçiyor. 1701’de basılıyor bu kitap.


• 1637-38’de Leyde üniversitesinin anatomi ofisinde ceset incelemeleri yapıyor. Ruh-beden etkileşimine çözüm arıyor. Pineal glans(omurilik soğanı) bezini arıyor.
• 1640 sonu kızı Helen 5 yaşında ölüyor. Hayatının en büyük üzüntüsü bu oluyor. Kısa bir süre sonra babasını da kaybediyor. Bu olaylardan sonra yaklaşımı ilginçtir.’’Gözyaşı ve acı sadece kadınlara özgü değildir’’ demiştir
• Bir dostu aracılığı ile prenses Elizabeth ile tanışır. 1642-43 kışında ziyaretler olur. Sonra yolları ayrılıyor ama 1649 sonuna kadar mektuplaşıyorlar.
• 1645’te Ultrrecht üniversitesi ‘’Kurallar’’ kitabına yasak getirmiş. Ruh ve beden etkileşimiyle ilgili görüşlerinin ateizm propagandası olduğunu söylediler. Filozofun adının bile anılması yasaklandı. Onu Orange prensi kurtardı.
• 1646 mektubunda ölmüş hayvanlarla yaptığı deneyleri ve amacını anlatıyor.
• 1647 mektubunda Pascal ile civa, basınç deneylerinin tartışmalarından bahsediyor.
• Dostu Chanut, onu kraliçe Christina ile tanıştırmak istiyor. Stokholm’deki kraliçe onu davet ettiriyor. Kraliçe Christina ve Descartes’i yanına gemiyle getiren kaptan arasında ilginç bir diyalog geçiyor. Onu İsveç’e getiren kaptan, ‘’3 haftalık yolculuğumda denizcilikle ilgili 30 yıllık tecrübemden daha çok şey öğrendim’’, demiştir. Descartes’in 1619’dan beri süren boylam daireleri ve pusula hareketi çalışmalarının meyveleri görünüyor.
• Descatres, saraya sabah 5 gibi gidiyordu. Kışın İsveç oldukça soğuktur. 2 Şubat’ta pnomoni(ZATÜRRE) teşhisi konuyor. 11 Şubat 1650’de ölüm. Son sözü: Ey ruhum, gitme zamanı geldi.
YÖNTEM ÜZERİNE KONUŞMA(1637)
• Konuşma sadece giriştir. Dioptrik, geometri ve meteorlar isimli 3 deneme, kitabın tamamını kapsar.
• DİOPTRİK: Kendi keşfi olan kırılma kanununu anlatır. Dürbün veya teleskop camlarını yontmak için makine şekli tasarlamıştır. Camların kürevi değil hiperbolik olmasını teklif ediyor. METEORLAR: Fizik ve astronomi yorumları.
• GEOMETRİ: Asıl yenilik. Matematiği oran ve orantıların incelenmesine indirgemiştir. Bu incelemeyi de çizgilerin araştırılması ve onu da yeni bir harfleme sistemine çevirmiştir. Bilinen değerlere a,b,c bilinmeyen değerlere x,y,z harflerinin verilmesi, Descartes buluşudur. Ayrıca kartezyen koordinat sistemi de Descartes tarafından öne sürülmüştür. İsmi de Descartes’ten gelir bu sistemin.
• Eserin giriş kısmında tüm Descartes’i bulmak mümkündür. Kartezyen şüphenin tüm ayrıntıları buradadır.
• Yüreğin hareketi ve kan dolaşımı ile ilgili görüşleri. Le Monde isimli eserinden sonuçlar içerir. Makine- hayvan teorisinin taslağını verir. Hayvanların ruhu, cisimlerin ruhu gibi skolastik teorilere cevap verir
• İlmin amacının bizi tabiatın hakim ve sahibi yapmak olduğunu söyler. Bizi hastalıklardan ve ihtiyarlığın dermansızlığından kurtarmalıdır ,der. Bu, hekimliğin konusudur. Hekimlik, ahlakın unsurlarından biri olacaktır
• Tüm alimler, iş ortağı olmalıdır. Üzerine ekleyerek gidilmeli. Kendisi ise,ömrünün kısa süresi izin verdiği ölçüde elinden geleni yapacaktır. O, hiçbir zaman birkaç yüzyıllık ömrü olacağını söylememiştir.
• Eser, başta isimsizdi ama gizli kalamadı.
DÜŞÜNCELER (1641)
• Ruh ve Tanrı fikirlerini ‘’KONUŞMA’’ eserine göre daha açmıştır.
• Karanlık bulunmuştu diğer eseri.
• Her şeyden şüphe et, kurnaz cine güvenme, seni kandırıyor olabilir.
• İnsan ruhunu bilmek, bedeni bilmekten kolaydır(Düşünüyorum, öyleyse varım)
• Tanrı vardır. Maddi ve manevi tözlerin farkları. Ruh-beden farklılığı.
• Samimi inancı: Felsefenin yapabileceği en önemli şey, ruh ve bedenin gerçek farkını göstermektir. Bu durum,ölmezliği mümkün hatta gerekli kılar.
• Tanrıyı deneyimlemek,bu büyük ışığın ölçülmez güzelliğine bakmak bayılmak , tapmak istediğini söyler. Tabi zihninin gücü yettiği ölçüde.
• ’’Bu kitap fiziğimin bütün temellerini içeriyor ‘’demiştir
• Önce Latince yazılmıştır sonra Fransızca çeviri yapılmış.
• Epikuros’a zıt olarak düşünceyi zihnin veya ruhun temel özelliği olarak görür. Uzam(yer kaplama) ise cismin temel özelliğidir. Ruh ve beden etkileşimi olayı ise hayatında kendini en çok zorlayan konudur.

FELSEFENİN İLKELERİ (1644)
• Newton’a ilham vermiş fizik bilgileri vardır. Kendi hareket kanunu ilkelerini sıralar. Tanrı, maddeyi yaratır ve ona koyduğu hareketi sabit kılar.
• Uzam ve mekan da maddedir. Yani boşluk diye bir kavram yok, cisimlerin içinde yüzdüğü uzay maddesi vardır.
• Tanrı’nın amacını bilmeye asla teşebbüs etmemeliyiz.
• Yerçekimi, med-cezir, jeoloji, ışık, ateşin etkileri, cam yapma, mıknatıs gibi konulara değinir.
• Eserin Fransızca tercümesinin önsözünde: Bütün felsefe bir ağaç gibidir. Kökü metafizik, gövdesi fizik, gövdeden çıkan dallar da öteki ilimlerdir. Onlar da başlıca mekanik, tıp ve ahlaktır. Kastettiğim ahlak, öteki ilimlerin tam bilgisini içeren ve bilgeliğin en son basamağı olan en yüksek ve tam ahlaktır, der
RUHUN İHTİRASLARI (1649)
• İhtirasların kaynağı, organizmanın derinliğinde hatta çoğunun doğumdan önceki hayatındadır.
• İhtirasların hepsi iyi hale getirilebilir. Fakat bunun için düzensizlik ve aşırılıktan kaçınmalıyız.
DESCARTES HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKEN ÖNEMLİ NOTLAR
• Kainat, sonsuzdur. Her şeyin merkezi biz değiliz. İnsan yalnız değildir, bütünün bir bölümüdür. Bu bütün de tek değil çoktur. Aile, devlet, site, cemiyet ve nihayet tüm insanlık. Tek olan, bütüne kendini feda etmelidir. Hususi menfaat, umumi menfaatin önünde ortadan çekilmelidir. Descartes’e göre en yüksek, tam ahlak budur
• Arkadaşı Chanut’a yazdığı mektupta: Ruhumuzu o kadar yükseğe çıkarmalıyız ki başkalarının bize yapabileceği tecavüzler asla bize kadar erişemesin, der.
• Fizik, Descartes’in felsefesine verdiği isimdir. Fizik, Tanrı’nın koyduğu kanunlara dayanmalıdır ona göre.
• Ona göre sağduyu dünyada en iyi paylaştırılmış şeydir. İyi düşünceli olmak yetmez, önemli olan, düşünceyi iyi kullanmaktır. Eserlerinin bazılarını Fransızca yazmasının asıl nedeni budur.
• Metafizikte fizik temeli olmalı. Kesinlik içermeli. Yoksa muhteşem bir binayı kum üstüne oturtmuş oluruz. Fizik, Tanrı’nın koyduğu kanunlara dayanmalı ki kesinlik kazansın.
• Analitik geometrinin gelişimine büyük katkı sağladı. Matematik ile doğa arasındaki gizemli bağı çözmeye çalıştı. Ona göre matematikteki kesinlik, akılcı kesinliğin en güzel örneğidir, duyularsa aldatıcıdır.
• En büyük amacı dünyayı gezmek, evrenle ilgili somut gerçeklere ulaşmaktı. Bu yüzden çok gezmiş, çevresini geniş tutmuştu.
• Modern felsefenin ve matematiğin babasıdır.
• Bedenini geri plana atmak için çoğunlukla siyah giyinmiştir
• Felsefede mutlak bilgiye ulaşmanın tek yolu, kuşku edilmeyecek açık net kavrama ulaşana kadar her şeyden şüphe etmektir. Bu şekilde ‘’düşünceyi ‘’temel kesinlik olarak belirlemiştir. Madde değil DÜŞÜNCEYİ.
• Tanrı’nın varlığı: Zihnimde yetkinlik ve sonsuzluk düşüncesi var. Ama ben ve dış dünya yetkin-sonsuz olmadığımıza göre bu düşünceyi oraya yetkin bir varlık koymuş olmalı. Peki düşünce, dolayısıyla ruh ve Tanrı kesin vardır diyorsak dış dünya, beden de kesin vardır diyebilir miyiz? Evet, kesin vardır. Çünkü Tanrı aldatıcı olamaz. Tanrı bize cisimlerin var olduğu izlenimini verdi ise onlara ‘’yok’’ diyemeyiz artık.
• Gerçekliği düşünme(zihin) ve yer kaplayan büyüklüğü olan(uzam) madde olarak ikiye ayırır. Ruh yer kaplayamaz, madde düşünemez. Zihin, maddeden önceliklidir. Madde ve düşünce yaratılış kaynaklı kesin bilgilerdir. Tanrı, zihin ve madde kavramlarının varlığı kesindir. Bu kavramlar, varlıkları için başka kavramlara gerek duymazlar.(töz) Tabi Tanrı sonsuz ve asıl töz; madde ve düşünce sonlu tözlerdir. Tanrı, yarattığı evrenin dışında olduğundan evrenin hakimi,düşünce ve maddedir.
• Duyular yoluyla nesneleri ayrımsama, bulanık ve güvenilmezdir. Duyularla algıladığını aklınla kontrol etmelisin.
• Hayvanlar ve bitkiler ruha sahip değillerdir otomattırlar.(maddesel töz) Bu görüş, insanların da ruha sahip olmadığını söyleyen materyalizmin ortaya çıkış sebeplerinden biridir.
• Tanrı tarafından doğadaki toplam devinim sabit kılınmıştır. Ruh, sadece hareketin yönünü değiştirir, hareketin toplam miktarı sabittir( momentumun korunumu kanununa aykırı)
• Etten ziyade meyve sebze yenirse üç dört yüzyıl yaşanabilir demiştir.
• Büyük bir devrimcilikle tüm doğa olgularını yalnızca mekaniğin ve geometrinin aydınlık yasalarıyla açıklamaya çalıştı. Başa metafiziği koyarken özellikle bilimin nesnel değerini korumaya çalışıyordu. Galileo ve Kepler örnekleri çok çarpıcıdır. Descartes, ‘’boşluğun gücü’’ lafzına karşı ‘’varteks’’teorisini ortaya atar.
• Önce tümden gelim sonra tüme varım yöntemini kullandı. Şüpheci yöntemle düşüncenin kesinliğine ulaştı. Bu ham bilgiyle yola çıkılarak tüm bilgilerin bundan türetileceğini savundu. Kendi düşüncemiz bizim için var olduğundan öznel felsefenin temelini attı.
• Descartes felsefesi, akılcı çizgisi ile rasyonalist bir akıma yol açtı.(Spinoza,Malebranche, Leibniz). Öznel felsefe olduğundan bireysel filozofları etkiledi(Hobbes,Locke, Berkeley, Hume). Tüm bu filozoflar zihin-beden etkileşiminin nasıl olduğunu anlamaya çalıştılar. Descartes, ruh-beden etkileşiminin beynin ortasındaki pineal bezden olduğunu söyler. Peki maddesel olan beden, maddesel olmayan ruh ile nasıl etkileşir???? Öğrencisi Geulincx bu soruya karşılık iki saat teorisini ortaya attı. Spinoza ve Leibniz farklı çözümler sundu.
• Hayvanlar otomatsa insanlar da otomattır, ruhları yoktur diyen materyalist akımı da ciddi anlamda etkiledi. Ama kendisi kesinlikle materyalist değildi
• Birçok kişinin Tanrı’yı bilmenin, hatta kendi ruhlarını bilmenin güç bir şey olduğuna inanmasının nedeni, tinlerini asla duyuyla ilgili şeylerin ötesine yükseltememesidir, demiştir.