Antik Mısır Sohbetleri

23 Kasım 2019’da Dr.Mahmut Şansal tarafından sunulmuş olan Antik Mısır Uygarlığı
sohbetinin konuşma notlarını paylaşıyoruz.
Tüm konuşmalarda ve bir önceki konuşmada da belirttiğim gibi bu konuları sadece meraklılık
gidermek için değil anlamak ve ilham almak için de konuşuyoruz. Bir rönesans insanı olmak
istiyoruz, daha iyi bir gelecek hayal etmek için geçmiştekilerin tecrübesinden yararlanmak
şeklinde. Bugün size Mısır hakkında anlatmaya devam edeceğim, son olarak geçen yıl
konuşmuştuk. Hatırlatma olması için bazı başlıklar üzerinden geçeceğim. Anlatmak istediğim
dört konu var, hepsini yetiştirmeye çalışacağım ama biz bir sohbet olmasını istiyoruz aynı
zamanda, sorular ve katkılar olsun, bu sayede daha iyi yararlanabileceğimizi düşünüyoruz.

Mumyalama
Mısırlılar dini metinlerde bedenin toprağa ruhun ise göğe ait olduğunu söylüyordu. Buradan
bedenin tekrar dirilme esnasında kullanılmayacağını bildiklerini söyleyebiliriz. Mumyalanan
kişinin cesedinden kalp dahil tüm organlar çıkarılır ve kaplara konurdu. Bu kaplara kanopik
kap denilir ve her zaman dört tanedir.

Hafız-ı Şirazi Kimdir?

Asıl adı Şemseddin Muhammettir. Kuran'ı ezberlediği için hafız adını almıştır. Şiraz'da dünyaya geldiği için Şirazi denilmiştir kendisine.Özel hayatı hakkında fazla bilgimiz yoktur fakat birkaç gazeli bir oğlu ve karısı olduğu izlenimi uyandırırır. Yapıtlarından anlaşıldığı üzere iyi bir medrese eğitimi almıştır.

Yapıtlarından kendinden önceki İran ve Arap şairlerini, yazarlarını çok iyi incelediği anlaşılmaktadır.

Bir rivayete göre Timur Şîraz’ı aldıktan sonra yeni vergiler koymuş, Hâfız’a da küçük bir miktar vergi isabet etmişti. Hâfız bu miktarı da veremeyecek halde olduğu için Timur’a başvurup durumunu arzetmiş ve Timur’un, kendisinin, “Eğer o Şîrazlı Türk gönlümüzü tutsak ederse yanağındaki siyah ben için Semerkant’ı ve Buhara’yı bahşederdim" beytini okuyup, “Sevgilisinin yüzündeki bir ben için Semerkant’ı ve Buhara’yı veren insan nasıl yoksul olur?” demesi üzerine, “Bu kadar cömert olduğumuz için bu hale düştük” cevabını vererek hükümdarın sempatisini kazanmış ve vergi ödemekten kurtulmuştur.

Hafız'a göre yaşamın gereği mutlu olmaktır. Mutlu olmak da dünya varlıklarına karşı aşırı eğilim duymamak, tutkulara kapılmamak, barış içinde yaşamak gibi olumlu davranışlarla sağlanır. Dünya gelip geçicidir; ancak yine de kişinin mutluluğu yaşadığı dünyadır.

Hâfız’ın tasavvufla ilgisi olmakla birlikte kaynaklarda tarikatı ve şeyhi hakkında kesin bilgi verilmemektedir. Ancak Şemseddin Abdullah-ı Şîrâzî, İmâd-i Fakīh-i Kirmânî, Seyyid Şerîf el-Cürcânî gibi mutasavvıf ve âlimlerden istifade ettiği, Ni‘metullāh-ı Velî, Hâce Ebü’l-Vefâ el-Bağdâdî, Kemâl-i Hucendî gibi şeyhlerle görüştüğü tezkirelerde kayıtlıdır.

Simurg

Simurg, Pers mitolojisinde ortaya çıkan Türklerde Anka Kuşu veya Tuğrul Kuşu, Batılı metinlerde Phoenix olarak bilinen efsanevi bir kuştur ve bu efsane Feridüddin Attar'ın kaleminden ayrı bir değeri vardır. Feridüddin Attar Mantıku't Tayr (Kuş Dili) adlı kitabında Simurg ve birçok hikaye anlatır. Tasavvuf konularının kuşların üzerinden anlatılması eserine ayrı bir naiflik ve güzellik katar.

Rivayet olunur ki kuşların hükümdarı olan ve Kaf Dağı’nda yaşayan Simurg, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden onu gören olmamış. Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Onun var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce ‘Aşk Denizi’nden geçmişler sonra ‘Ayrılık Vadisi’nden’ uçmuşlar. ‘Hırs Ovası’nı aşıp, ‘Kıskançlık Gölü’ne’ sapmışlar. Kuşların kimisi ‘Aşk Denizi’ne’ dalmış, kimisi ‘Ayrılık Vadisi’nde’ kopmuş sürüden. Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Mısır Medeniyeti Üzerine Konuştuk.

 

Aktiffelsefe Adana' da 23 Kasım Cumartesi günü Mısır Medeniyeti üzerine konuştuk.
Konuşmacımız Dr. Mahmut Şansal Mısır Medeniyeti'nin belki de en ilgi çekici konularından olan mumyalama, hiyeroglif ve Mısır sembolojisi üzerine katılımcılarımızı bilgilendirdi. Her ne kadar gizemini korusa da bütün bu bilgiler ışığında Mısır Medeniyetini daha yakından tanıma fırsatı bulduk.
Katılımcılarımıza ilgileri teşekkür ederiz. Her ayın son Cumartesi günü olan Aktiffelsefe Konuşmalarında görüşmek üzere. Bizi takipte kalın.