Epiküros ve Demokritos

Epiküros Helenistik dönemde yaşamış ve kendi felsefe okuluna adını vermiş daha çok ahlak ve haz üzerine düşünmüş olan bir filozoftur. Söylentiye göre onda felsefeye olan  ilgiyi yaratan şey Demokritos'un eserleriyle tanışması olur. Epiküros Demokritos'un düşünceleriyle Teos'ta ve Demokritos'un bir izleyicisi olan Nausiphanes aracılığıyla tanıştığı anlaşılmaktadır. O zamanlarda Platon'un ardıllarından da dersler alır fakat Platon etkisi felsefesinde çok gözlenmez.

Epiküros  bilgi konusunda duyumcudur. Yani, bilginin duyular yoluyla elde edildiğini savunur. Bununla birlikte, duyulardan elde edilen bilginin ispata ihtiyacı olabileceğini söyler. Epiküros'un bilgi kuramı çok açık bir şekilde deneycidir (empirist).

 Epiküros kesin bir şekilde Platon'a karşı çıkarak bütün bilgilerimizin kaynağında duyumlarımızın olduğunu ileri sürer ve sahip olduğumuz fikir ve kavramlarımızın kendilerini de temelde duyu algılarına indirger. Bununla da kalmaz, duyumlarımız veya algılarımızın kendileri bakımından yanılmaz olduklarını söyler. 

Epikürcü Toplum ve Siyaset Felsefesi

Epikür genelde bireyci bir yaklaşıma sahipti. Toplumsal yaşam yada topluluk hayatına bakışı , temelinde buna benzer birazda hedonist bir eğilim göstermektedir.

Epiküre göre insanların bir arada bulunmaları, toplu halde yaşamaları, sırf onların bunun böyle olmasını istemelerinden ve  beraberliklerinin yararlı sonuçları olacağını düşünmelerinden kaynaklanır.

Epikürün atomculuğa dayanan ahlâk öğretisi temelli toplum felsefesi , insanlar arasında doğal bir beraberliği kabul etmez.

Epikürün toplumsal hayata bu şekildeki bakışı  ise Platon ve Aristo’nun devleti doğal bir kurum olarak gören  “doğal toplumsallık” fikriyle taban tabana zıttır. 

Epikür’ün Hayatı ve Kişilik Özelliklerine Kısa Bir Bakış

 

Epikuros, Atina ta­rafından yerleşmeci olarak Sisam (Samos) adasına gönderilen aslen Atinalı bir aileden İÖ.342-1 yılında doğmuş ve çocukluğuyla gençli­ğinin büyük kısmını bu adada geçirmiştir. Felsefeyle ilk kez on dört ya­şındayken tanıştığını bizzat Epikuros söylemektedir.

Apollodoros, Epikuros’un bundan yaklaşık on üç yıl sonra ya­ni İÖ. 310’da ve 31 yaşında iken önce Midilli’de, daha sonra Lapseki’de (Lampsakos) bir felsefe okulu kurduğunu ve bundan beş yıl sonra da ikinci kez ve artık temelli olarak yerleşmek üzere Atina’ya geldiğini söylemektedir. Epikuros Atina’nın dış mahallelerinin birinde bahçe içinde bir ev satın alacak ve bundan böyle dostları ve öğrencile­riyle burada sakin ve huzurlu bir hayat sürecektir.

Epikür’ün Tanrı-Doğa-Ruh Kuramı

Epikür gibi birinin Tanrının varlığını kabul etmesi ve onlarla ilgili bir kuram geliştirmesi şaşırtıcıdır.

Çünkü böyle bir evrende tanrılara yer bulmak kolay olmadığı gibi gerekli de değildir.  Kolay değildir çünkü, tanrılar olsa da ancak diğer varlıklar gibi atom bileşenlerinden meydana gelen cisimler olabilirler. Gerekli değildir çünkü, tamamen mekanik yasalara göre çalışan bir evrende tanrılara ve onların müdahelelerine ihtiyaç yoktur.

Epikür Tanrılara ilişkin fikrimizin kaynağını bizzat insan zihninde bulmaktadır.

“Tanrılara inanç otorite, gelenek veya yasa tarafından tesis edilme­miştir. O insanlığın ortak ve değişmez görüş birliğine dayanır. Bun­dan dolayı tanrıların varlığı zorunlu bir çıkarsamadır, çünkü biz iç­güdüsel, hatta doğuştan onlarla ilgili bir kavrama sahibiz. Bütün insanların doğaları gereği paylaştıkları bir görüş ise doğru olmak zorundadır. Bundan dolayı tanrıların var olduğu zorunlu olarak kabul edilmelidir" (Cicero, Tanrıların Doğası Üzerine).